28 Ağustos 2017 Pazartesi

SEN DE GİTME TRİYANDAFİLİS- Ayla Kutlu




216 sayfa
Bilgi Yayınevi
Öykü

Ayla Kutlu okumayı nicedir istiyordum. Bu kitabı D&R'ın 9.90'lık standında görünce hemen aldım.

Yazar bu kitabını "iç zenginliğini, düş gücünü ve yaratıcılığını çoğaltan" memleketi İskenderun'a ithaf etmiş, kitapta yer alan 9 öyküde de İskenderun'dan izler var. Anadolu insanını ve ağırlıkla kadını anlatmış Kutlu bu kitabında.

25 Ağustos 2017 Cuma

SURNAME - Aziz Nesin



196 sayfa
Nesin Yayınevi
Roman
1. Basım: 1976
15. Basım: Mayıs 2015

Ortaokul zamanında il halk kütüphanesinde bulunan tüm Nesin kitaplarını okumuştum.

Tabi üzerinden çok zaman geçti hangi kitapları okuduğumu tam olarak hatırlayamıyorum ama Surname'yi okusaydım kesinlikle hatırlardım...

Nesin kitaplarının kendine has mizahı bu kitapta da mevcut ama hüzünlü tarafı daha ağır basıyor Surname'de...

24 Ağustos 2017 Perşembe

BAZUKA - Murat Uyurkulak


92 sayfa
Metis Kitap


Kapağına baksaydım kesinlikle almayacağım bir kitap Bazuka. 

Hele ki hikayeler "aşk, yalnızlık ve şiddete dair" olarak tanımlanınca hiç ilgimi celb etmemişti. 

22 Ağustos 2017 Salı

ŞAKİR PAŞA AİLESİ - Şirin Devrim


302 sayfa
Doğan Kitap
Anı
Çeviri: Sema Karamürsel


Çok sevdiğim bir büyüğümün hediyesi bu kitap:) Artık baskısı bulunmadığından edinmesi pek kolay değil, sahaf araştırmak gerekiyor malesef:/ Bu sebepten kendisine ayrıca müteşekkirim!:)

Şakir Paşa ailesi hakkında hiç bir fikrim yoktu. Ayrı ayrı tanıdığım ünlülerin akrabalık bağlarını öğrenince şaşırdım, hayatlarına ilişkin anlatılanları okuyunca daha da şaşırdım.

Şirin Devrim'in akrabaları arasında kimler yok ki? ! Dayısı Cevat Şakir ( Halikarnas Balıkçısı ), annesi ressam Fahrünnisa Zeyd, kuzeni ilk Türk kadın seramikçi Füreya Koral, teyzesi gravür ustası Aliye Berger, babası yazar İzzet Melih Devrim, dedesi ise II. Abdülhamid'in sadrazamı olan Cevad Paşa'nın kardeşi Şakir Paşa imiş. . .

21 Ağustos 2017 Pazartesi

TAKINTI Aşktan da Öte - Muhammed Akif Toktaş


256 sayfa
Roman
Koyu Kitap


Yazarı tarafından imzalı olarak gelen bu kitap için çok teşekkür ederim:) Takıntı yazarın ilk romanı.

Kahramanımız Aykut, kız arkadaşı tarafından terk edilmenin acısını bir türlü üzerinden atamamış, sevgilisinin ona döneceği günün hayaliyle yaşayan bir gençtir.

2 Ağustos 2017 Çarşamba

BAZEN BAHAR - Melisa Kesmez


110 sayfa
Sel Yayıncılık
Öykü

Melisa Kesmez'in kitabını geçen seneki kitap fuarından almıştım. Öykü okumayı seviyorum ama zamanının gelmesi lazım. Mesela bir romana bağlanmak istemediğimde canım şiddetle öykü çekiyor. Garip bir ruh hali, biliyorum...

Bazen Bahar, ismiyle beni kendine çeken bir kitap oldu...

Hüzün hissettim, hayal kırıklığı hissettim ama her şeye rağmen ayakta durmak gerekliliğini hissettim...

31 Temmuz 2017 Pazartesi

BENİ ONLARA VERME - Tarık Tufan



245 sayfa
Profil Kitap
Öykü

Tarık Tufan okumalarıma ilk Hayal Meyal ile başlamıştım. Sonrasında Kekeme Çocuklar Korosu ile Ve Sen Kuş Olur Gidersin'i okudum.

Hayal Meyal'i çok beğenmiştim. Diğer 2 kitabını da konusal bütünlük açısından biraz kopuk bulsam da altı çizilesi bir çok fikir barındırdığından sevmiştim.

27 Temmuz 2017 Perşembe

UNUTMA DERSLERİ - Nermin Yıldırım


312 sayfa
Roman
Doğan Kitap
1. Baskı: Mart 2015
4. Baskı: Şubat 2016

Nermin Yıldırım ile tanışıklığım geçen seneye dayanır. Söyleşi günü olduğunu duymuş ama hiç bir kitabını okumadığımdan gitmeye cesaret edememiştim.

Gitmesem de bir yerden başlamak lazım, hem belki seneye bir daha söyleşisi olur diyerek Unutma Beni Apartmanı'nı okumuştum.

Ve tahmin ettiğim gibi de oldu söyleşi günü olduğunu öğrendim:)

Dokunmadan'ı okuyup "hadi be kızım bir kitabını daha oku söyleşiden önce" diyerek Unutma Dersleri'ne de bir tik attım:)

6 Haziran 2017 Salı

KAN ve GÜL - Alper Canıgüz

212 sayfa
April Yayıncılık
Roman

Ben bayılıyorum Alper Canıgüz kitaplarına:) Daha ilk satırlardan itibaren sizi içine çeken anlatımıyla nasıl bittiğini anlamadığınız bir okuma deneyimi yaşıyorsunuz!:)

Hali hazırda tüm kitaplarını okumuş, tam da "Yeni kitabı çıkacak mı ki? Yazmama ihtimali yoktur herhalde:/ Ama ya yazmıyorsa?! Yazması hususunda bir şekilde taciz mi etmeli ki?" diye düşüncelere dalmışken yeni kitabının çıktığı haberini sevinç nidaları eşliğinde karşıladım.

Hele ki %40 indirimli ve imzalı seçeneği de olunca nasıl keyiflendiğimi sizlere anlatmam pek mümkün değil:)

Bu sefer bize Aziz'in hikayesini anlatmış Canıgüz...

Orta yaşlarını süren, hayatının aşkıyla evlenip bir çocuk sahibi olmuş ancak boşanmasına rağmen hala sevgili Nergis'ini unutamamış, Sait Faik eserlerini İngilizceye kazandırma gayesindeyken ucuz aşk romanları çevirmenliği ile yetinmek zorunda kalan, hayatını bir fiyasko olarak adlandıran ve gerçekleştiremediği ihtimaller üzerine hayıflanan bir adamdır Aziz..

Ve bir gün, bir şekilde 20 yıl geçmişe dönme şansına sahip olur Aziz.

Hayatını yeniden şekillendirebilme şansını kullanabilecek ve bir cinayetin işlenmesini önleyebilecek midir acaba?

Alper Canıgüz'ün bildik esprili anlatımı ve zekice kurgulanmış olay örgüsüyle yeni bir maceraya atılmaya hazır mısınız?;)

Altı Çizilenler :

"Memleketimizdeki yüksek öğrenim kurumlarından birine yolu düşen herkes, devletimizin bu ilim ve irfan yuvalarının üstüne nasıl titrediğini, kapıya yığdığı özel güvenlik, polis gücü, çevik kuvvet ve hatta jandarmalara bakarak kolayca anlayabilir. Serbest düşüncenin kalesi üniversite, ülkemizde kelimenin tam anlamıyla kale gibi korunmaktadır yani. Hal böyleyken uluslararası akademik çevrelerde hiçbirinin esamesinin okunmaması, devlet büyüklerimizin pek çok farklı konuda defalarca dile getirdiği gibi, batılı güç odaklarının kıskançlığı dışında nasıl açıklanabilir cidden?"

Kitap Tanıtımından :

“Ben bu anı daha önce de yaşamamıştım sanki…”

Gül bahçesi maziye, kanlı bir yolculuk…

Kan ve Gül, fantastik bir polisiye.
Rengini kandan, kokusunu gülden alan bir roman.
Ziyadesiyle hazin, epey hareketli, hayli komik.

İkinci sınıf aşk romanları çevirmeni, orta sıklet avare Aziz, bir yangında küle dönüşmek üzereyken, zamanda yolculuk yaparak yirmi yıl öncesine döner; üstelik yirmi yaş gençleşmiş bir halde.
Henüz işlenmemiş bir cinayeti çözmek üzere harekete… geçmesi pekâlâ mümkündür.
Karizmatik sosyopat Abdül’ün hayatını kurtarması… galiba iyi olacaktır.
Mazi tesisatını tamir edebilirse, hayatı, istikbal musluklarından temiz ve tazyikli bir su gibi akacaktır.
Biricik aşkı Nergis’ten hiç ayrılmayacak, kızı Zeynep’e hakkıyla babalık edecektir.

Peki, bu amatör dedektif, kaderin hükmünü değiştirebilecek midir?
Maktulü kurtardığına, katili bulduğuna memnun olacak mıdır?
Geleceği görmek mi daha zordur yoksa geçmişi mi?

Kara mizah ustası Alper Canıgüz, beşinci romanında, kurgu ve anlatımdaki yetkinliğini bir adım daha öteye taşıyor.

Gelecek, bazıları için, hakikaten de uzak bir hatıradan ibarettir. Böyleleri açısından varoluş, hayatın meşum bir noktasında, şimdiki zamandan ileriye doğru uzanan bir yol olmaktan çıkıp, onları geçmişle gelecek arasına sıkıştıran bir hapishaneye dönüşmüştür. Bu, trajik bir hal midir? Herhalde öyledir. Fakat burada bize düşen, kimseyi yargılamak değil; bir köle, ama muhakkak ki pek isyankâr bir köle saymak gereken insanın hazin kaderine dair bir hikâye anlatmak. O yüzden, gelin, az önce sözünü ettiğim iflah olmaz türün bir mensubu sıfatıyla, size her şeyi ta en ortasından başlayarak anlatayım.

Evlendiğim ve boşandığım tarih, nikah dairesindeki memur ve avukatımızın tuhaf ve müşterek bir cilvesiyle, aynı güne denk gelmekteydi. Doğum 17 Ocak 1995, ölüm 17 Ocak 2004. Dokuz sene; flört dönemimiz de hesaba katılınca, on altı. Flört ne demekse? “Ayrılık acısından kurtulmak için gereken süre, birlikte geçirilenin yarısı kadar” demişti bir arkadaşım Nergis’le boşandığımızda. O zamanlar sekiz seneyi kendimi öldürmeden ya da ne bileyim, en iyi ihtimalle aklımı kaçırmadan geçirebileceğime pek ihtimal vermemekteydim ya, yuvamızın yıkılışının onuncu sene-i devriyesini geride bıraktığım günlerde, o arkadaşımın bu teoriyi belki de beni teselli etmek için uydurduğunu  düşünmeye başlamıştım. Çünkü bu aşkın, bu sevdanın üstünden kış geçiyor, bahar geçiyor, yaz geçiyor, ömür geçiyor lâkin kalbimdeki yara geçmiyor, geçemiyordu. 




23 Mayıs 2017 Salı

DOKUNMADAN - Nermin Yıldırım



314 sayfa
Roman
Hep Kitap
1. Baskı: Mart 2017

Hani bazı kitaplar vardır şevkle okursun, romanın kahramanıyla birlikte maceralara atılırsın, heyecanlanırsın, sevinirsin, üzülürsün, yüreğin ağzına gelir, rahatlarsın...

Sonra bu duygu seli bitmesin istersin, sayfalar aktıkça birlikteliğinizin sonu da yaklaşmaktadır çünkü; o sebepten yavaştan alırsın, kalkıp bir çay koyarsın kendine...

Türlü bahanelerle oynadığın uzatmaların da sonuna geldiğinde bir hüzün kaplar içini ama aynı zamanda bir gülümseme yayılır suratının orta yerine...Bir romanın seni bu denli etkileyeceğini ve mutlu edeceğini görmek bir kez daha şaşırtır seni...

10 Mayıs 2017 Çarşamba

TATAR ÇÖLÜ- Dino Buzzati


232 sayfa
İletişim Yayınları
Roman
Çeviri: Hülya Uğur Tanrıöven

Ölmeden önce okunması gereken 1001 kitap, bilmem hangi ünlülerin başucu kitapları listelerinde karşıma çıktıktan sonra edindim Tatar Çölü'nü.

1940 yılında yayımlanan kitap, yazarın da ilk romanı olma özelliğini taşıyor. 


Yalnızlığın, bekleyişin, durağanlığın ve alışkanlığa dönüşen bir hayatın bu kadar güzel anlatıldığı başka bir roman daha var mıdır acaba? 

2 Mayıs 2017 Salı

GECE - Elie Wiesel


174 sayfa
Koridor Yayıncılık
Çeviri: Dila Balça Öğün

Bosna Savaşı başladığında 10 yaşındaydım. Savaşın niye var olduğuna aklım ermezdi, hoş hala aklım ermiyor bu hususa, insan eliyle onca kötülük, onca eziyet neden yapılırdı? 

Tarihte bir sürü savaşlar olmuştu ama artık modern bir dünyada değil miydik? Devlet büyükleri hatalardan, çekilen acılardan ders alıp ona göre devlet yönetmez miydi? 

Hem onca devlet nasıl seyirci kalırdı dünyanın bir yerinde süre giden bir savaşa? Uluslararası kuruluşların amacı neydi? Tarihten aldıkları dersle bir daha savaş olmamasını sağlamak adına bir birlik oluşturmak değil miydi amaç?

25 Nisan 2017 Salı

BİR NOEL ŞARKISI- Charles Dickens



147 sayfa
İthaki Yayınları
1. Baskı: Aralık 2016
Çeviri: Başak Bekişli
İllüstrasyonlar: Arthur Rackham

Evet, yazarları kıskanıyorum. Hele ki yüzyıllar sonrasına kalabilmiş yazarları deli gibi kıskanıyorum!:) 

Sesini yüzyıllar sonra da duyurabilmek, senden bir iz bırakabilmek ne muazzam bir şey! 

Charles Dickens'ın kitabının başına iliştirdiği notu okuyunca hissettiklerim bunlardı işte!:)

7 Nisan 2017 Cuma

Tekrar Merhaba...


Not: Oldukça uzun bir yazı olacak, sabrınız için şimdiden teşekkürler:)

Uzun zaman oldu farkındayım:/ Ne bir şeyler yazabildim buraya ne de bloglarınıza uğrayabildim:(

Bu süreçte hayatımızda bir takım değişiklikler oldu. Misal çölyakla tanıştık. Az buçuk glutenli besinleri yiyememe, bağırsaktaki villus çıkıntılarının alerji nedeniyle düzleşmesi sonucunda besin emiliminin gerçekleşmemesi olduğunu biliyordum ama detaylardan haberdar değildim tabi ki...

Misal tahta kaşığın gluteni emdiğini ve bir kez glutenli bir yemeğe bulaşan bir tahta kaşığın yıkansa dahi gluteninden arınmadığını ve yaptığınız yemeğe gluten salacağını bilmiyordum.

6 Nisan 2017 Perşembe

GÜLMEK İYİLEŞTİRİR - Aslı Bastıyalı


189 sayfa
Doğan Novus
Anı
1. Baskı: Şubat 2017

Bir annenin başına gelebilecek en kötü şeylerden birini yaşamış bir anne Aslı Bastıyalı.

Hayatı gayet güzel akışında devam ederken bir gün kızı hastalanır; grip şüphesiyle başvurdukları hastanede yapılan tahliller sonucunda ailenin kabusu başlar...

3,5 yaşındaki kızlarına lösemi teşhisi konmuştur çünkü...

11 Ocak 2017 Çarşamba

Film: Sully


Yönetmen: Clint Eastwood
96 dk.
2016 ABD yapımı
Biyografik

Tom Hanks'ı görüp de bu filmi izlememek olmazdı:) 

Şöyle bir konusuna baktığımda da biyografik bir film olduğunu öğrenince hemen izlemeliyim dedim:)

8 Ocak 2017 Pazar

LADY CHATTERLEY'İN AŞIĞI- D.H. Lawrence



463 sayfa
Martı Yayınları
Roman
Çeviri: Meriç Selvi

2016'dan kalma kitabımı sonunda bitirdim. Sorun kitapta değil tabi ki ben de:/ Ülke gündemi konsantrasyon kabiliyetimi, enerjimi sömürüyor da ondan uzadıkça uzadı elimde bu kitap.

Lady Chatterley'in Aşığı, bir dönem yasaklanmış kitaplardan. 

Hadi itiraf edin "neyden bahsetmiş ki yasaklanmış?" diye düşünmeden ve okumadan edemiyor insan:)